03 Ocak 2010 Pazar

MUTLU YILLAR!


Sevgili okurlar, yeni yılda adettendir bilirsiniz kız arkadaşlara kırmızı don alınır. Ben de bu Anadolu geleneğimizi yaşatmak ve gelecek nesillere taşımak amacıyla hepinize birer kırmızı çamaşır takımı hediye etmek istiyorum. Agent Provocateur bu yıl da hepinizin aklını başından alacak, kafayı kazıttıracak, nişan attıracak, yemin bozduracak, pilavdan döndürecek modellerle karşımızda. Yukarıdaki ciciyi çizmeler hariç 240 euro'ya alabilirsiniz. Aşağıdaki kızlardan sağdakinin aynısı olmak istiyorum diyorsanız ise çorap ve ayakkabılar hariç 285 euro'yu gözden çıkarmanız lazım. Ama lütfen buna o parayı verip altına twigy terlik giymeyin, beni sinirlendirmeyin.
Hiçbirinizi tanımadan hepinizi öpüyorum. 10'dan geriye sayıyorum. Mıtlı Yıllar!

10 Aralık 2009 Perşembe

ne duruyorsun helva yapsana

kırmızı severim, lacivert severim, yıldız severim, ciccì coccò severim.




siyah severim, beyaz severim, bootie severim, yıldız severim, ciccì coccò severim.

bugün bunları giyemedim ama haftasonu üşenmez de lazy'ye gidersem ve hâlâ bitmemişlerse, belki haftaya giyerim, hehe.

03 Aralık 2009 Perşembe

Treat Yourself In Amsterdam


Herkese Selamlar! Kız kardeşimle Amsterdam'a yaptığımız seyahat açıkçası bizi biraz hayal kırıklığına uğrattı. Tamam sokaklar, kızlar, erkekler, yemekler, uyuşturucu, kumar ve fuhuş sınırsız seçenekte. Ancak kıyafetler için aynısını söylemek mümkün değil. Bitli vintage butikleri ve içinde bir sandalye, dört çatal olan beş bin metre karelik tasarım mekanlarını burada yazıp canınızı sıkmayacağım. Onun yerine ağzınızı sulandıracak yegane keşfimle tanıştıracağım sizi. Burası iki katlı bir pin-up girl kostüm dükkanı. Yani özetle cennet! Solda sahibesinin bir moda fotoğrafını görüyorsunuz. Aşağıda da beni kırmayıp verdiği pozu bulacaksınız.








Utanmasaydım sırtındaki süper dövmeyi de çekerdim.

Krakerli elbise:)
İşte böyle sevgili pıtırcıklarım. Yeni keşiflerimizle karşınızda olacağız. Hadi kaçtım ben...

02 Aralık 2009 Çarşamba

milkyhead'in hastasıyım

iki ciğerinin arasında kalbi olan ve etten kemikten yapılmış her genç kızımız küçük prens'i okuduysa sevmiş, başına taç etmiştir. bence ayağına pabuc etmesinin de bir sakıncası yok. milkyhead shoes da öyle düşünmüş. (milkyhead hakkında birkaç post daha çıkacak, baktıkça salyalarıma hakim olamıyorum zira.) (zira mı dedim ben demin? hehehe, dede miyim neyim.)
ben bugün bu ayakkabıları giyemedim a dostlar.



"yediğin, içtiğin, küçük prens'in senin olsun bize amsterdam'da neler giyemediğini anlat" dediğinizi duyar gibiyim. amsterdam biraz toto çıktı o konuda.
ay farkıyla büyük ablam, bir sonraki postta kayda değer bulduğumuz yegane dükkanı yazacak.

23 Kasım 2009 Pazartesi

mfö'den geliyor: berlin berliiiin veyahut berlin'de nasıl para harcanır? v.02

yemeyip yedirip, giymeyip giydirdiğimiz canımız okuyucularımız, berlin saha çalışması ile ilgili yazıya devam ediyorum.

weinmeister'dan rosenthaler straße'ye ilerlerken, bu dükkanı görmemenize imkân ihtimal yok: fluffy white pink


vitrine bakan kardeşimiz kim? ben değilim. dreadlock'a karşıyım. bite pireye karşıyım.

neyse, ablam ve benim pek aramız yoktur ama hello kitty'nin put diye tapınıldığı bazı yörelerimiz mevcut. burası o arkadaşlar için adeta bir tapınak.
bakın. gördüğünüz gibi, kıble tarafına, üst köşeye büyücek bir hello kitty konulmuş:


mağazanın sol tarafı ağırlıkla hello kitty'nin salatanatına ayrılmış. arada ufak minik komik uzakdoğu oyuncakları da bulabiliyorsunuz. ben mesela şu arkada görünen pembe kumbaraların hamburgerli olanından aldım. i ♥ kawaii



mağazanın sağ tarafı ise çeşitli kıyafetlere ayrılmış. geçen sene güzel, renkli deri montlar vardı. görümcemgile hediye almıştık ama bu sefer pek parlak parçalar yoktu. o yüzden o tarafla pek ilgilenmedim.
bu arada çalışanları da dükkanın ismiyle müsemma bir şekilde, şeker gibi insanlar. öpüyorum onları. mwaah.

berlin'de apartman araları gibi görünen ama içlerinde cevherler saklayan avlular var. buralara girmenizi tavsiye ederim. ilk fotoğraftaki dükkandan dul halanıza ya da gotik babaannenize bir şeyler alabilirsiniz. öylesine sıkıcı bir yer.





kedi gibi ara sokaklarda fink atarken bu dükkana denk geldim. tam bir delilik. vitrin tamamen minik tahta oyuncaklarla doluydu. kibrit kutularının içerisine küçük odacıklar yapmışlar.


tahta oyuncak işinin kralı prag zannediyordum meğer burada birileri olayın kitabını yazmış.





bu oyuncakların konseptimizle bir alakası olmadığının farkındayım ama kötü mü oldu? iki dakika elbiseden ayakkabıdan başka bir şey geçti kafamızdan.

tekrar konumuza dönecek olursaaak... daha fazla malzemem yok. o yüzden size mitte'deki mavi jeans dükkanının fotoğrafıyla veda ediyorum.



iki seferdir; sizlere yeterince kaynak sağlayamamızın ezikliğiyle uykusuz kalıyoruz. düşündük taşındık ve bunu telafi etmek için, ay farkıyla büyük ablam ve ben bu perşembe amsterdam'a gitmeye karar verdik.
dönüşümüze hazırlıklı olun.

bakalım neler giyememiş olacağız, bakalım sizlere neler giymeyi hayal ettireceğiz.
esen kalın canım moda tutkunlarım.

22 Kasım 2009 Pazar

Chloe'nin Koyunu Sonra Çıkar Oyunu

Leydi Diana Haziran 1983'de Berkshire'da bir polo maçında aşağıdaki güzel koyunlu kazağı giyer. Joanna Osborne & Sally Muir tasarımı kazak ertesi gün dergileri süslemeye başlar.


Sonra aradan yıllar geçer ve Chloe bu güzel desenli kazağı bizim için yeniden üretir.

Beğendiniz mi? Beğenirsiniz tabi. Çünkü 234 Euro. Şimdi siz bu kazaktaki tatlı koyunları sayarken birileri de paraları sayıp havasını atıyor kelebeklerim. Yok yetmiyor bir de kaşkolunu, beresini yapıyorlar. O da çok güzel oluyor.


Ay ben bunlara bayıldım, aktım, sosyeteme yakıştı, para elimin kiridir diyorsanız lütfen şuraya oturunuz. Şunu boynunuza sarınız, şunu da başınıza takınız, bunu da sırtınıza alınız. Sonra bana fotoğrafınızı yollayınız. Siteye koymazsam allah çarpsın!
See You Bye Chloe!

20 Kasım 2009 Cuma

berlin'de nasıl para harcanır? v.01

eeey sevgili stil avcıları, eeey ellerini sallasa modaya çarpan okuyucularımız;
biliyorsunuz ki sizler için hiçbir masraftan kaçınmıyoruz. geçen ay ablamın madrid'e gitmesinin akabinde ben de boş durmadım ve yalnızca sizlere yararlı olabilmek amacıyla ufak bir berlin seyahati organize ettim. daha önce ablamın da benim de gidip hastası olduğumuz berlin, beni yine sevgiyle kucakladı.
henüz döndüm ve ayağımın tozuyla size birkaç alışveriş mekanı tavsiye etmek isterim.
(bu arada, fotoğrafların elini ayağını düzelten zeynep brothers'ın official art direktörü nazi selen'e de buradan öpücükler gönderiyorum. iki alt katımda aslında gönderene kadar gidip öpsem daha iyi olur.)

berlin'e gittiniz, bari gelmişken birkaç parça bir şeyler alayım diyorsanız ben size hackescher markt ve weinmeister çevresinde dolanmanızı öneririm. yalnızca ana caddelerde değil, ara sokaklarda da bir sürü büyüklü küçüklü butiklerle karşılaşacaksınız.

genel bilgi verdikten sonra sıra geldi fotoğraflı bir yolculuğa.
ilk durağımız: made in berlin.
weinmeisterstraße'deki bu kocaman dükkan bir ikinci el ve vintage cenneti.



fotoğrafları kötü çekmişim ama burası aslında göründüğünden daha büyük ve daha renkli. her şey renklerine göre ayrılmış.



yüzlerce kıyafetin yanısıra şapkadan, eldivene, fulardan, çantaya yüzlerce de aksesuvar onları alıp evinize götürmeniz için size yalvaran bakışlar atıyorlar.



İKİ KOCAMAN ODADA YALNIZCA AYAKKABI VAR. öhm, pardon, heyecanımı mazur görün.
yine renklerine göre ayrılmış, 60'lardan 90'lara çeşitli yaşlarda bir sürü yavru burada hemrenkleriyle dizilmiş, sizi çağırıyorlar. duyuyor musunuz?



berlin'deki yakışıklı abilerimiz çıplak kalmasın, onlar da ikinci el/vintage dünyasından nasiplensin diye alt katı olduğu gibi erkek reyonu yapmışlar. Fotoğraf yalnızca katın 10'da 1'ini falan gösteriyor bu arada. Erkek ayakkabı odasını da ucundan gördüğü için bu açıdan çektim.
Ya da öylesine çektim ama şu an kılıf uyduruyorum, bilemezsiniz ki, hehehe.

"oh, zeynep brothers, iyi ki varsınız, ben buraya gitmek istiyorum ama nasıl?" diyorsanız; bıyrın size adresini de vereyim: neue schönhauser str. 19
türkçe meali: gidin alexanderplatz'den u8'e binin, weinmeister'de inin, bulacaksınız.

hatta salı günleri 12 ve 15 arasında giderseniz happy hour'u yakalamış olursunuz, zaten uygun olan fiyatların üzerinden bir de %20 indirimi kaparsınız.
her şey sizler için canım moda tutkunları.
biz giyemedik, siz giyin diye.

devam edecek...